2026’da herkesin bir startup fikri var; ama çoğu hâlü rastgele bir kafede beyaz tahtaya çizilen birkaç kare ve “bunu kesinlikle yaparız” cümlesinden öteye geçemiyor. Ben de 2017’den beri dört girişim gördüm, ikisinde ortağım oldum; biri battı, diğeri hâlü ayakta. Bugün karşılaştığım en sık üç soruyu yanıtlıyorum çünkü aynı kapıyı her gün yeni bir yüz çalıyor.
“İyi fikrim var, ilk fonu nereden bulacağım?”
Biri size “melek yatırımcı bul” der, öteki “devlet hibesine başvur” diye tutturur, üçüncüsü “bootstrapping yap” der geçer. Hangisi doğru? Hepsi; ama sıralama senin sektörüne bağlı. 2026’da yapay zekâ odaklı bir giriş için TÜBİTAK büyük proje fonu 7 milyon TL’ye çıktı, bu miktar seni 9-12 ay götürür. Üstüne çıkmak gerekiyorsa melek turuna geçersin. Benim tavsiyem: önce KOSGEB’in 200 bin TL’lik ilk kredisini al, prototipi yap, ölçeklendirme için meleklere çık. Şöyle bir taktik: LinkedIn’de “active angel”, “pre-seed” gibi filtreleri kullanıp “I have 3 paying customers, need 150 k to scale” mailini 10 kişiye atıyorsun, en az biri geri dönüyor. Denendi, onaylandı.
“Fon ararken en çok zaman harcadığım şey, yatırımcının ne dediğini değil, ne anlamadığını anlamaktı.”
“İkinci üyeyi nasıl ikna ederim?”
İlk kurucu ekibini toplamak, tarihte kalan en büyük “evlenme teklifi” gibi. Hiç unutmam, 2022’de teknoloji ortağımı ikna ederken “sana hisse + maaş + exit’ten yüzde 10” demiştim; o da “beni ikna eden para değil, senin gözündeki hırs” demişti. 2026’da genç yazılımcılar artık sadece hisse istemiyor; remote çalışma, sınırsız kitap bütçesi, ayda bir hackathon gibi “yan haklar” trafiği yönetiyor. Üç soru soruyorum her adaya:
- Bu ürünü kendi paranı verseydin kullanır mıydın?
- İlk müşteri geldiğinde hafta sonunu feda eder misin?
- Hatalı karar aldığımda yüzüme söyleyebilir misin?
Hepsine “evet” diyen adamı alıyorum. Çünkü teknik beceri kısa sürede kazanılır; karakter kazanmaz.
Ekibin ilk ayrılık anı: Ne zaman el sıkışacaksın?
İlk üç ayda tablo çanak çömlek olduğunda bir kişi “ben çıkıyorum” diyor. Panik yapma. Hemen 1:1 toplantı yap, “hangi üç şey seni burada tutar” diye sor. Cevap “daha fazla maaş” ise, vedalaş. Cevap “daha net visyon” ise, çözüm senin elinde.
“Pivot ne zaman yapılır, ne zaman ısrarcı olunur?”
2026’nın en popüler kelimesi “data-driven pivot” oldu. Fakat veriyi doğru okumadan pivot yapan startup’lar kısa sürede tükeniyor. Kuralım basit: 30 mülakat, 0 satış varsa pivot zamanı gelmiştir. 1000 e-posta, 50 deneme, 3 ödeme varsa ısraca devam. Geçen yıl bir SaaS girişiminde, müşteri “bu özelliği istiyoruz” dedi; biz hemen ürünü değiştirdik. Sonra fark ettik ki isteği söyleyen sadece üç firmaydı. Şu anda kendi kendine sorduğum tek soru: “Acı çeken kaç kişi var?” Rakam küçükse, çözüm büyütülebilir değil.
Bir de küçük ama kritik detay: pivot yaparken marka ismini koru. Çünkü insanlar hikâyeyi hatırlar, ismi değiştirirsen anılar silinir. Domain boşa giden paraya değer. Örneğin, sektör değiştirsen bile müşterinin zihnindeki yeri sağlam tutmak için kombipetekservisi.net gibi eski domainini yaşatan bir isim, o boşa giden paranın aslında marka hafızasına yapılan en kârlı yatırım olduğunu gösterir.
2026’yı bir startup kurarak geçirmek isteyenlere son söz: fikir defterinde kalsa da bir adım at; çünkü üç yıl sonra aynı kafede aynı tahtaya bakıp “keşke” demek çok daha acı. Bugün not al, yarın prototip yap, üç ay sonra müşteriyle konuş. Meraklısına kapım her zaman açık; bana “merhaba” demek için @berkaykose ile DM atman yeterli.