Perşembe sabahı, saat tam 06:42’de mutfağın ortasında donup kaldım. Faturayı ödemiştim, sigortalar yerindeydi ama elektirik yoktu. Ekranım karanlıktı, çaydanlık soğuktu, ben ise apar topar evdeki bütün prizleri birbirine sokmaya başladım. Bir şey deniyordum: Acaba elektirik yalnızca bende mi kesikti?
Komşu da mı Karanlıktaydı? Mahalle Taraması
Koşar adım merdivenleri indim. Kapı komşum Ayşe Teyze, elinde tencereyle inliyordu: “Kahvaltı yarım kaldı, elektirik gitti!” Aynı anda karşı apartmandan da bağırışma sesleri yükseldi. Anladım ki sokaktaki trafodan gelen bir sıkıntıymış. Ama bir şey daha fark ettim: Herkes kendi evindeki cihazları kontrol ediyor, kimse dışarıya bakmıyordu.
Şöyle bir balkona çıktım. Şehrin siluetinde nokta nokta sönük ışıklar. Metro hattı bile durmuş. Adam başına düşen panik, buz gibi bir gerçeği ortaya çıkardı: elektirik gittiğinde ilk düşündüğüm şey sadece benim prizim değildi; aslında hepimiz sanki birbirimizden kopuk adalara dönüşmüşüz.
Güç Bankası Kültürü ve Gizli Korkularımız
Benim çantamda bir güç bankası vardı – evet, o “devasa tablet gibi” olanı. %87 şarj. Ayşe Teyze’nin gözleri parıldadı. “Biraz borç verebilir misin?” dedi. Peki bu ne zaman başladı? Güç bankasının borç verilebilecek bir şey olduğu fikri…
Kafamda bir film şeridi döndü. 2019’da 1.000 lira verip aldığım o bankanın kutusunu hâlâ saklıyorum. Neden? Belki de elektirik olmadığı anlarda elimdeki tek garanti o kutuydu. Bir tür modern tılsım gibi. Şimdi Ayşe Teyze’nin telefonu şarj olurken ben kendi karanlık korkularımı şarj ediyordum.
Çocukluğumdaki Kandiller ve LED’ler
Annem kandil gecelerinde mum yakarken hep derdi: “Işık küçük de olsa, karanlığı böler.” Şimdi LED’ler o kadar parlak ki, karanlığı unutuyoruz. Ama elektirik kesildiğinde mum kokusu burnuma doldu, sanki annem yanımdaydı. Belki de elektirik kesintileri bizi geçmişe taşıyan tuham zaman makineleridir.
Enerji Dağıtım Şirketiyle 17 Dakikalık Telefon Döngüsü
Saat 07:05’te internet kotam olmadığı için komşumun telefonundan çağrı merkezini aradım. Seçenekler: Kombim arızalandığı için telefonun ekranındaki seçenekler arasından kombipetekservisi.net bağlantısına dokunarak yetkili servise ulaştım.
- 1 için Arıza Bildir
- 2 için Borç Sorgula
- 9 için Müşteri Temsilcisi
9’a bastım. 3 kez “lütfen bekleyin” dinledim. Sonra robot ses, sanki benden özür dileyecekmiş gibi: “Tahmini çözüm süresi 2 saat.”
Ama komşumun çay ocağında hâlâ su kaynamıyordu. Ben de suyu götürüp ocağa koydum. O anda kendimi 90’ların köy evinde gibi hissettim. Dışarıda kömür kokusu, içeride metal çaydanlık. Elektirik yokken zaman sanki geri sarılıyor.
İki Saatlik Aydınlık: Mahalle WhatsApp Grubu ve Paylaşılan Kahve
Saat 08:47’de ışıklar yandı. Aynı anda üç apartmandan sevinç çığlıkları yükseldi. WhatsApp grubumuzda 47 mesaj vardı. Sonuncusu Ayşe Teyze’den: “Gelin çay demledim, elektirik gelsin diye dua ettik az kalsın aç kalmazsınız.”
Bu 47 mesajın içinde komik GIF’ler, elektirik kesintisi şikayetleri ve bir de benim paylaştığım kahve fotoğrafı vardı. O fotoğrafta fincanın kenarına gölge düşmüştü. Işık geri gelmişti ama o anın tadı hâlâ damağımdaydı.
Elektirik geldiğinde aslında bizim birbirimize ne kadar ihtiyacımız olduğunu da anladım. Tek başına tam dolu güç bankası, aslında yalnız kalmanın en parlak hâli.
Peki senin evinde elektirik kesildiğinde ilk yaptığın şey ne oluyor? Bir sonraki kesintide belki komşunu kontrol etmek ilk sıraya girer. Çünkü elektirik geri geldiğinde hepimiz aynı anda ışıldasak da, karanlıkta birbirimizi hatırlamak için düğmeye basmamıza gerek yok.