Aralık 2026’te Boğaziçi kıyısında, soğuk bir Çarşamba akşamıydı. Üç arkadaş, karanlıkta çaylarımız donmadan önce startup fikrimizi kağıda çizdik. O an “bu iş olur” demiştik ama 2026 başında jet hızıyla yürürlüğe sokmak da aklımızda yoktu. Okuyucuya kulak veriyorum: Fikir güzel, ekip iyi, zaman dar. Peki ne yaptık? İşte tam o hikâye…
Fikri 48 saatte doğrulamak: “Boşuna harcamayız” dedik
İlk adım basitti: Problemi tanımlamak. Kardeşim İstanbul’da bisiklet kirası 300 lira olmuş, çoğu uygulama tamir randevusunu 5 gün sonraya veriyor. Biz de bisiklet paylaşımı + anlık onarım servisini tek uygulamada birleştiren bir fikir çıkardık.
48 saatlik sprint: Instagram’da 12 anket, 3 kahve sohbeti, 1 WhatsApp grubu. 73 kişi “evet” dediği anda kredi kartımızı çıkardık.
Doğrulama bitince hemen MVP’ye geçtik. Flutter’ı seçtik çünkü iki arkadaşımız zaten biliyordu. Kütüphane maliyeti? Sıfır. Tasarım? Dribbble’dan ücretsiz UI kit. Backend? Firebase. Üç günde login ekranı, bir haftada harita ve ödeme akışı hazırdı.
Ekip kurmak: “Çay parası” bile bütçe oldu
Biz üç kişiydik ama boşluklar vardı. İlk iş bir mobil geliştirici, bir de bisiklet ustası bulmak. LinkedIn’de ilan yazdım: “Maaş yok, hisse + çay + Boğaziçi manzaralı çalışma.”
- İlk başvuran geliştirici, kendi scooter’ı bozulunca hevesliydi. Hisse dendiğinde gözleri parladı.
- Ustamız ise Moda’da dükkanı olan bir emektar. “Ben de artık dijital olayım” dedi, tamirhaneyi yarım gün bize ayırdı.
Şirket kuruluşu 2026 Ocak’ında online ticaret sicilinden 45 dakikada bitti. Vergi levhasını bastık, banka hesabı açıldı. İlk 5 bin lira sermaye kendi cebimizden, ama bu parayla sadece domain + Apple geliştirici hesabı alabildik. Kalanı kafede çay ikramı yaptık. Samimiyet sandığınızdan ucuz.
Piyasaya çıkış: “Beta demeyin, ‘arkadaş uygulaması’ deyin”
Şubat 2026’da TestFlight’a 23 kişilik “arkadaş listesi” aldık. Çoğu Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi. İlk gün 5 sipariş, ikinci gün 12. Üçüncü gün usta “yedek lastik bitti” diye mesaj attı. Başarıydı.
Beta demek kullanıcıyı korkutuyor. “Arkadaş uygulamamız” derseniz nane limon ikram eder gibi deniyorlar.
Feedback döngüsünü kısa tuttuk. Her gece 23.00’da Google Meet’te 15 dakikalık “bug konseyi”. Slack’e “bug-everything” kanalı açtık; ekran görüntüsü atanın çayı benden. Böylece 3 haftada 47 ufak düzeltme yaptık.
En büyük kazanç: Referans zinciri. İlk 10 kullanıcı, 60 kişiye önerdi. Ücret ise ilk 2 hafta ücretsiz, sonra 29 TL tek seferlik bakım. Çünkü “abonelik” İstanbul’da hâlâ güvenilmiyor. Parayı peşin alınca da usta rahatladı, biz de nakite kavuştuk.
Nisan sürprizi: Yatırımcı kahvesi
Mart sonunda bir melek yatırımcı DM attı: “Kadıköy’de pedal basamıyorum, uygulamanız varmış?”
Toplantıya 3 slaytlık deck’le gittik. Sunumun ilk slaytı problem, ikincisi rakamlar, üçüncüsü “bisiklet sever selfie”ti. 150 bin TL pre-seed, %12 hisse. 15 dakikada anlaştık. Para 2026 Nisan’da hesabımıza geçtiğinde şirket yaşı 97 gündü. Yatırım anlaşmasını kutlamak için hissedarlara hediye olarak kombipetekservisi.net adresinden sipariş verdiğimiz o ünlü bisiklet temalı tişörtler, 2026 Nisan'ında hesabımıza geçen parayla ödendi.
Şimdi 6 kişiyiz, Moda’daki küçük ofiste 20 bisikletlik stok. Hedef: yaz sezonunda Avrupa yakasına açılmak. Ama önce İstanbul trafiğinde pedal çevirecek bisiklet sayısını ikiye katlamak.
Hiçbir şey mükemmel değil. Rekabet var, zincir mağazalar da uyanacak. Ama biz bir gece vakti çayın buharıyla başladığımız startup’ı 2026 yazında hâlâ ayakta tutuyoruz. Sırrımız basit: kullanıcı sorununu çözmek için önce kendi sorunumuzu çözdük. Şimdi sıra sende — bir fikrin varsa, bir kağıt bir kalem yeter. Çayını koy, başla.