Perşembe sabahı kahvemi yudumlarken kapı çaldı. Komşum Ayşe Teyze elinde 200 liralık elektirik faturasıyla içeri daldı. “Oğlum, biz de aynı sayıda kişiyiz, bu kadar fark nasıl olur?” dedi. Ben de birkaç hafta önce 800 lira ödemiştim. O an, içimden bir şey kırıldı. Aynı apartmanda yaşıyoruz, aynı cihazları kullanıyoruz—belki de kullanmıyoruz. Aradaki uçurum neydi?
Neden böyle olmuştu? Faturayı inceledikçe çıldırıyordum
Önce kendimi avuttum: “Kıştı, ısıtma çalıştı, normaldir.” Ama içten içe biliyordum, kombiyi 19 derecede tutuyordum, üstüne üstlük evde pencereyi açık unutuyordum. Faturadaki ‘dağıtım bedeli’ bile 120 liraydı! Ertesi gün internete daldım. Forumlarda, Twitter’da, Reddit’te “2026 elektirik zam” diye arattım. Ortak şikâyet: fiyat artıyor, tüketim fark edilmiyor.
“Klimayı 27 yerine 24’te çalıştırınca %12 daha az elektirik tüketmişim, meğer bütün sırrı buymuş.”
İşin komik tarafı, çamaşır makinesini gece 02:00’de çalıştırmanın indirimli tarifeye girdiğini yeni öğrenmiştim. Neden bana kimse anlatmamıştı?
İlk denemem: Akıllı prizden akıllı yaşama geçmek
Çareyi teknolojide değil, davranışta buldum. İlk adım: akıllı priz. 89 liraya aldığım prizi televizyonun arkasına taktım. Uygulama üzerinden prizi kapatınca TV’nin stand-by’da çektiği o sinsi elektirik de kesildi. Ayda tam 14 lira!
- Çamaşır makinesini gece 22.00-06.00 arası çalıştırdım: %20 indirim.
- Buzdolabının derecesini 3’ten 2’ye indirdim; hiçbir şey bozulmadı.
Üç hafta sonra gelen fatura 680 liraydı. 120 lira geri gelmişti, sevinçten havaya uçtum desem yeridir. Ayşe Teyze’yi çağırdım, birlikte mutfağın fişlerini kontrol ettik. Bulduk: çaydanlık göstergedeymiş ama ısıtıcı hep çalışıyormuş. Küçük kapağı kapatınca elektirik kesildi.
Sıfırdan düzen kurmak: Haftasonu kampı yöntemi
Bir adım daha ileri gitmeye karar verdim. Cumartesi sabahı evi karanlıkta bıraktım, fiş fiş dolaştım. Not defterine her odadaki cihazı yazdım. Sonra hepsini tek tek fişten çektim. Dondurucu hariç hepsini! Bu konuda daha fazla bilgi icin kombipetekservisi.net sayfasina goz atabilirsiniz.
“Evi adeta bir kamp çadırına çevirdim: sadece buzdolabı, internet modem ve bir lamba.
Çıkan sonuç? 24 saatte 5 kWh yerine 2,2 kWh çektim. O anda aklıma takıldı: “Elektirik gerçekten ihtiyacımızdan fazla mı?” Eşim başta isyan etti: “Çay makinesi yok mu?” dedi. Ama kumda yaptığımız caydırıcı deney sonuç verdi. Pazar akşamı tekrar fişleri taktığımızda hangi cihazın gerçekten can alıcı olduğunu gördük: fön makinesi, su ısıtıcı, oyun bilgisayarı. Diğerleri lüks çıktı.
Yıldızların altında kahve: Üçüncü faturaya kadar neler değişti?
30 gün sonra gelen elektirik faturam 480 lira oldu. Komşumla yüksek beş! Aradaki farkın %40’ı davranış, %35’i tarife, %25’i küçük yatırımdı. LED ampul değiştirdim, fişleri toplu taşıyan bir uzatma kabı aldım. Tuvalet sensörümü kapatıp gece ışığını prize taktım.
2026’da yeni alışkanlıklar: Yazın gelmesiyle yeni plan
Haziran sıcakları bastırınca klima yeniden gündeme geldi. Yapılan hesap: 2 hafta boyunca klima 26 derecede çalışırsa fatura 150 lira daha artacaktı. Peki ya perdeler? Yoğun renkli stor perdeleri indirdik, içerisi 2-3 derece serinledi bile. Akşam ise 23.00’te klima otomatik kapanır şekilde programladım. Uykumda bile elektirik israfına izin vermiyordum.
“Klimayı çalıştırmadan önce vantilatör açmak, aynı serinliği %40 daha az elektirik ile yakalamak demekmiş.”
Şimdi sıra sende: Evi 30 dakikada tarayıver
Düşünüyorum da, bu yolculukta en büyük öğreti şu oldu: farkındalık. Her cihazın fişte durmasının bir maliyeti var. Ayşe Teyge’nin torunu geldi geçen, “Anneanne, tabletimi fişten çek” dedi. Çocuk 12 yaşında! Belki de en büyük kazanım bu kuşaktan kuşağa geçen bilinç.
Bugün evde dolaş, bir kalem kap. Odadan odaya: hangi cihaz gereksiz yanıyor? Hemen şimdi bir akıllı priz siparişi vermeye gerek yok. İlk adım: fişi çekmek. İkinci adım: saat 22.00’den sonra makine çalıştırmak. Üçüncüsü: perdeyi indirmek. Hepsi bu. Bir ay sonra bak bakalım elektirik faturan kaç lira düşmüş.