Geçen hafta bir kahve dükkanında oturmuş, people-watching yapıyordum. İnsanlar telefonlarına bakıyor, ama gerçekten bakmıyorlardı. Kaydırıyorlar, ama görmüyorlardı. O an aklıma geldi: Marketing artık eskisi gibi çalışmıyor. Hem şükrettim hem de tedirgin oldum bu düşünceden. Çünkü işin doğası değişti, hem de kökten.
Eski yöntemler mi kalmadı? Hayır, ama artık aynı etkiyi yaratmıyorlar. 2026'ya geldiğimizde, tüketicinin dikkat süresi o kadar kısaldı ki, bir saniyeden az sürede karar veriyorlar. Devam edecek mı, kaçacak mı? Benim 15 yıllık marketing deneyimim bana bir şey öğretti: insanlar reklamlardan bıkmadı, sadece anlamsız olanlardan bıktı. Anlam arıyorlar. Samimiyet arıyorlar. Ve en önemlisi, kendilerini dinleyen bir marka arıyorlar.
Dijital Gürültüden Nasıl Sıyrılırız?
Her sabah uyandığımda telefonumu açıyorum. Bildirimler... bildirimler... ve daha fazla bildirim. Sizde de öyle değil mi? Ortalama bir insan gün içinde 6.000'den fazla reklama maruz kalıyor. Bu rakam 2020'lerde 4.000 civarıydı. Şimdi ise inanılmaz bir seviyeye ulaştı. Bu dijital gürültünün içinde kaybolmak kolay, ama sıyrılmak? İşte asıl zorluk orada.
Marketing dünyasında herkes