Neden Artık ‘Komuta-Kontrol’ ile Hiçbir Yere Varılamıyor?
Hatırlıyorum da bundan belki on, belki on beş yıl önce iş dünyasında her şey daha çok bir orkestra şefine benzerdi. Yönetici en öndeydi, herkes ona bakar, o da notasını verir, çalardık. Ama 2026’da işler öyle değil. Şimdiki iş ortamı daha çok bir caz grubunu andırıyor. Herkes bir enstrümanın virtüözü ve doğaçlama yapmak zorunda. Siz daha notaları dağıtmaya fırsat bulamadan ritim değişiyor. İşte burada klasik management anlayışı iflas ediyor. Çünkü emir vererek, her adımı kontrol ederek, mikro yöneterek bu yeni ritmi yakalamanız mümkün değil.
Benim bu konudaki en büyük farkındalığım, bir projenin tam ortasında patlak verdi. Her şeyi planlamıştım, görevleri dağıtmıştım, kontrol listelerim hazırdı. Ama beklenmedik bir piyasa değişikliği, ürünün temel varsayımını çökertti. O an anladım ki planım değil, ekibimin refleksleri önemliymiş. Ben onların önünde durup “Hayır, plana sadık kalalım!” dedikçe, sorun büyüdü. Sonunda kenara çekilip “Siz olsaydınız ne yapardınız?” dediğimde ise çözüm bir anda, kendiliğinden geldi. Çünkü çözüm zaten ekibin aklındaydı, sadece ben onlara alan açmayı becerememiştim.