Antalyaelektrik

Startup Kurarken Kendimi Neden Bir Gezgin Gibi Hissettim? 2026 Günlüğü

Açıklama
2026'da startup kurarken kendimi Nepal yolcusu gibi hissettim. Çanta hafif, yön belli değil, ama manzara muhteşem!
Yazar
Editor
Startup Kurarken Kendimi Neden Bir Gezgin Gibi Hissettim? 2026 Günlüğü

Perşembe sabahı. Masamda bir fincan soğuk demle kahve, karşımda dünyanın en karışık Excel dosyası. Ama nedense gözüm hâlâ 3 yıl önce Nepal'de çektiğim o fotoğrafta: yol yarım, sis çökmüş, sırt çantamda sadece startup fikri ve birkaç kurabiye. O an fark ettim: girişim kurmak ile yalınayak yolculuğa çıkmak arasında pek fark yok. İnsan kendini yine yalnız, heyecanlı ve biraz da ürkek hissediyor. Hiç öyle “biraz kod, biraz para, sonra exit” hikâyesi falan değil; çok daha içsel bir macera.

Neden Yolculuktan Girişime Taşıdığım İlk Ders: Hafif Çantayla Yola Çıkmak

2019'da yaptığım uzun tren yolculuğunda sırt çantamı fazla doldurmuştum. Dört çift çorap, abajur kadar dergi, bir de nespresso makinesi. Taşıyamayınca önce makineyi, sonra dergileri terk ettim. Startup hayatı başlayınca aynısını yaptım: uzun vadeli ofis kirası yerine coworking, 12 kişilik ekip yerine 3 kurucu, 100 özelliklik MVP yerine 3 özelliklik “şimdilik çalışıyor” ürün. Geri dönüp baktığımda terk ettiğim her yük, aklımda “ya şuna ihtiyaç duyarsak?” korkusundan ibaretmiş. Halbuki yolda en çok ihtiyaç duyduğum şey korkudan kurtulmakmış.

İpucu: Bir kerecik “bu 1 aylık test olsun” deyip küçük bir coworking masası kirala. 30 gün içinde neyi özlersen geri al, neyi özlemiyorsan devam. Ben böyle 4 ekranlı monitör fikrimden vazgeçtim.

Haritanız Yoksa Nasıl Yön Buluyorsunuz?

2026'da herkesin elinde AI roadmap generator var, biliyorum. Ama harita çizmek yön bulmaktan farklı. Biz ilk 6 ay her hafta pivot yaptık: İstanbul’dan sonra Ankara’da müşteri görüşmesi, sonra online anket, sonra LinkedIn’de rastgele DM. Şu an gülüyorum ama bir gün kafamızdaki problemi değiştirdik: “B2B SaaS” ifadesini sildik, yerine “yazılım değil, çimento fabrikalarının nakliye maliyetini azaltacak şey” yazdık. O ifadeyi gören ilk müşteri, bizi İzmir Aliağa’daki liman deposuna götürdü. Kapağı attığımız anda anladım ki doğru yön, haritada değil, müşterinin göz temasında saklı. Sonra bir anda her şey değişti ve o karmaşada bir Antalya elektrik faturası krizinde bulduk kendimizi, dedim ya kafamızdaki problemi değiştirmek için bazen böyle absürt duraklar şart.

  • Haftada bir “karanlıkta yürüyüş” egzersizi: müşteri olmadan, ürün olmadan, sadece fikri anlat. Karşıdaki hangi kelimeyi ilk tekrarlarsa o yön.
  • Eski seyahat arkadaşımın dediği gibi: “yanlış sokak da yolculuğun parçasıdır”.

Bir başka öğrendiğim şey: Google Maps’i kapatıp bostanı sormak. Türkçesi, potansiyel kullanıcıya “sizin işinizde en sinir bozucu şey ne?” diye sormak. Çimento fabrikası müdürü bize 17 binden fazla “boş dönen kamyon”dan bahsettiğinde, roadmap’imiz tek bir sayfaya sığdı. Paragrafa dönüyorum: başınızda büyük bir plan yoksa, korkmayın; aksine rahat olun, çünkü ilk büyük plan her zaman yanlıştır.

Parasız Kampa Ne Kadar Dayanabilirsiniz?

2023 yazında yola çıkarken cebimde 3 bin dolar vardı. Airbnb’deki “ev sahibiyle tanış” filtresi bizi Zeytinburnu’nda Ayşe Teyze’nin evine götürdü. Girişim yaptığımız ilk 5 ay kiramız yoktu; karşılığında Ayşe Teyze’ye market alışverişinde eşlik ettik, bir de kendisine basit envanter uygulaması yazdık. Onun “oğlum, şu kodları çalıştır da bakkaldaki unları göreyim” demesi, bizim için gerçek kullanıcı geri bildirimi oldu. Bugün uygulamamız 28 farklı markette çalışıyor; Ayşe Teyze hâlâ ilk beta testçimiz.

Para olmadan yaşamanın bir diğer güzel tarafı da yaratıcılığı tetiklemek. Sunum kartviziti yapacak paramız yoktu, karton bardakları kesip üzerine QR kod bastık. Fuarda en çok konuşulan stand biz olduk; çünkü insanlar “bunu da mı siz yaptınız?” diye merak etti. Yani bütçe düşüklüğü zenginlik kılığına girdi. Şimdi 2026’da yatırım aldık ama hâlâ o bardak kartvizitleri masamda saklıyorum. Neden? Parayı harcamadan önce beyni çalıştırmak, sanırım en büyük sermaye.

“Bir startup’ın ilk fonu, kurucuların kredi kartı ve utanmazlıktır.” — Ayşe Teyze

Geçenlerde ekibin genç yazılımcısı Ece’ye sordum: “Maaşın yerine şirket hissesi alır mısın?” Gözlerindeki ışıltı, kamp ateşinde marshmallow pişiren çocuğa benziyordu. İşte o an anladım ki parasızlık bir eksik değil, ortaklık hurdası. İnsanlar bir fikre ortak olmayı, maaştan daha çok seviyor. Size tavsiyem, en az bir ay “para yok, hayal var” modunda çalışın; şirket kültürünüzü kuruyorsunuz da farkında değilsiniz.

Kapanış düşüncesi şu: Startup yolculuğu kimsenin anlatmadığı kadar dağ başında uyumak gibi. Ama sabahın ilk ışığında gördüğünüz manzara, herkesin uğrunda ödediği paradan çok daha parlak oluyor. Hazır mısınız, çantanızı hafifleteceğiniz o ilk adımı atmaya? Belki sırt çantanızda bir tek kahve fincanı kalsın. O da yeter.

Antalyaelektrik
antalyaelektrik.com
Editor