Niye bu kadar heyecanlıyım diye merak ediyorsanız...
Dün akşam üstü bir kahve içerken, karşı komşum "Abi ben de bir startup kurmak istiyorum" dedi. Gözlerinde o tanıdık ışık vardı. Hatırlıyorum da, benzer bir heyecanla 2019'da "Ben yaparım lan bu işi!" diyerek kolları sıvamıştım. Aradan geçen 4 yılda ne mi öğrendim? Startup hayatı Instagram'da göründüğü gibi değil. Ama bu kötü anlamda değil - sadece biraz daha... karmaşık.
Peki ya siz? Gece yarısı aklınıza gelen o çılgın fikri düşünürken, "Acaba benimki de unicorn olur mu?" diye iç geçiriyorsanız, doğru yerdesiniz. Bugün en çok sorulan soruları, gözümün önünden geçen anılarla harmanlayarak anlatacağım.
Startup'a Başlamak İçin Ne Kadar Para Gerekir?
Bu soru her seferinde karşılaştığım en klasik soru. Hele bir de yazılımcı arkadaşlar arasındaysam, "Abi sana sadece kahve ve bilgisayar yetiyor ya!" diye dalga geçiyorlar. Ama gerçek?
2020'nin martında, evde 3 arkadaş oturduk hesap yapmıştık. Ofis kirası yok, maaş yok, sadece sunucu masrafı var diye düşündük. 6 ay sonra gördük ki en büyük masraf zaman imiş. Evet, para harcamıyorsun ama bir yandan da para kazanamıyorsun. Ardından şunlar ekleniyor: Yazılım lisansları, yasal danışmanlık, prototip üretimi...
Şimdi size şöyle anlatayım: İstanbul'da yaşayan bir girişimci olarak minimum ilk 6 ay için 200-300 bin TL bütçe hesaplıyorum. Neden? Çünkü ekibin en az 3 kişi olması gerekiyor, herkesin kirası var, bir de minimum tutarlı bir ürün çıkarmak lazım. Tabii bu rakam Ankara'da 150k'ya, İzmir'de 180k'ya düşebiliyor.
Aslında en önemli bütçe kalemi: Kendinizi ve ekibinizi ayakta tutacak kadar nefes alanı yaratmak. Çünkü işler umduğunuz gibi gitmezse bile, pes etmemek için yastığınızın altında bir şeyler olması lazım.
Harika Bir Fikir Bulamadım, Yine de Startup Kurabilir Miyim?
Geçen sene bir etkinlikte tanıştığım genç bir kız - belki 22 yaşındaydı - "Abi fikrim yok ama çok istekliyim" dedi. İçimden güldüm, çünkü 2019'da ben de aynı şekilde başlamıştım.
İşin sırrı: Mükemmel fikir diye bir şey yok. Uber çağ atlatan bir buluş değildi, sadece taksi çağırma işini kolaylaştırdı. Airbnb devrim yaratmadı, evini kiraya vermeyi yeniden paketledi. Peki biz ne yaptık?
Ekibimdeki Burak, abisinin inşaat şirketinde malzeme takibinin ne kadar zor olduğunu anlatıyordu. Basit bir sorun: Hangi malzeme ne zaman gelmiş, kimin sorumluluğunda? Bu kadar! Üçümüz bir araya geldik, 3 ayda MVP hazırladık.
- İlk müşterimiz Burak'ın abisi oldu
- İkinci müşteri, abisinin arkadaşı
- Üçüncü müşteri... zaten zincirleme gitti
Şimdi 15 kişilik bir şirketiz ve hala aynı sorunu çözüyoruz. Sadece daha büyük ölçekte. Yani? Başlamak için orijinal olmanıza gerek yok. Düzgün çözülen bir sorun yeterli.
Startup Kurmak mı, Güvenceli İşte Kalmak mı Hangisi Daha Mantıklı?
İşte burası çok kişisel bir karar. Ben 7 yıllık kariyerimi bıraktığımda, annem "Oğlum emekliliğini düşün" demişti. Babam daha netti: "Git, 6 ay sonra dersin ki baba haklıymışsın."
2021'in ekiminde, yatırım turumuz sıçradığında gecelerce uyuyamadım. Beyaz yakalı arkadaşlarım Instagram'da Milano seyahatleri paylaşıyordu, ben ise e-ticfirmamızın sunucu masrafını karşılamaya çalışıyordum. O an sordum kendime: "Buna değer mi?"
Cevap? 6 ay sonra geldi. Aynı arkadaşlarım toplantıda patronlarından şikayet ederken, biz ofisimizde kahve içip yeni özellikleri tartışıyorduk. Özgürlük paha biçilemez bir şey. Ama bedeli var: Gece 3'te müşteri şikayeti geldiğinde kimseye söyleyemezsin, "Bunu patron halletsin" diyemezsin. Çünkü sensin. Gece 3'te ofis buz gibi kesildiğinde "Bunu patron halletsin" diyemeyeceğin için Antalya elektrik faturasını kendi ödemen gerekir.
Benim tavsiyem? 6 ay maaş biriktirin. O parayla 3-4 ay geçinin, geriye kalanı deneyim için kullanın. Olmazsa dönün şirket hayatına, kimse size deli demez. Ama denemeden yaşlanırsanız, işte o zaman pişmanlık olur.
İnsanlar Ne Zaman "Evet, Bu Tutar" Dedi?
Bu soru her girişimcinin kâbusudur belki de. Bizim için dönüm noktası, ilk yatırımcı toplantımız oldu. Sunumun ortasında, daha önce hiç tanımadığımız bir melek yatırımcı "Dur bi dakika, bu sistem bizim şantiyelerde olmazsa olmaz" dedi. O anı hiç unutamam.
İşte size 3 işaret, ürününüzün sevildiğini gösteren:
- Müşteriler siz aramadan yenilemek istiyorsa: Bizim bir müşterimiz, hesabı kapanmak üzereyken "Siz olmadan nasıl çalışacağım ben?" demişti.
- Kendi aralarında sizi öneriyorlarsa: Birkaç müşterimiz, bizden habersiz başka şirketlere bahsetmeye başladı. İşte o zaman anladık.
- Sabahları keyifle giriş yapıyorsanız: Sizin ekibiniz bile ürünü severse, gerçekten bir şeyler doğru gidiyordur.
Ama dikkat: İlk 6 ayda herkes iyimserdir. İkinci 6 ayda gerçek yüzünü görmeye başlarsınız. Bizim için 11. ayda gelen bir e-posta vardı: "Bu sistem süper ama şu 3 özellik lazım, yoksa yarın iptal edeceğiz." İşte o zaman gerçek müşteri geri bildirimi aldığımızı anladık.
En Büyük Hata: Tek Başına Hücum Etmek
İlk başladığımda, "Ben her şeyi yaparım" modundaydım. Kod yazarım, müşteri bulurum, pazarlamayı da hallederim dedim. İki ayda döküldüm. Çünkü insan beyni süper değil.
Ardından Gizem'i ekibe aldık. O pazarlamayı seviyordu, biz yazılıma. Bir anda işler değişti. Ben sadece ürün geliştirmeye odaklandım, o müşterilerle iletişimde kaldı. Bir kişi her şeyi beceremez ama 3-4 kişi bir şeyi başarabilir.
Şimdi size tavsiyem: En az bir ortak bulun. Neden? Çünkü kötü gün geldiğinde, birlikte ağlayacak birini arıyorsunuz. İyi günlerde zaten sorun yok.
Startup yolculuğu başlıyor... Hazır hissediyorsanız, bir kahve ısmarlayayım size. Belki yarın birlikte bir şeyler kurarız. Çünkü en güzeli, maceraya birlikte atılmak.