Antalyaelektrik

Yönetici Olduğum İlk Yıl: Management Diye Girdim, İnsan Denilen Labirentte Kayboldum

Açıklama
2026'da yönetici oldum: Excel tabloları değil, gözleri dolan insanlarla karşılaştım. Management gerçeği anlatan samimi bir hikaye
Yazar
Editor
Yönetici Olduğum İlk Yıl: Management Diye Girdim, İnsan Denilen Labirentte Kayboldum

2026 Ocak ayında o teklif geldiğinde içimde garip bir his vardı. Daha önce her şeyi bilen yönetici olacağımı sanıyordum. Ta ki masamın başına geçtiğim ilk gün, ekibimden biri gözümün içine bakıp "Hocam, benim çocuğum kreşe gitmiyor, ne yapacağım?" diye sorduğunda anladım: Management dediğimiz şey sadece raporlar ve stratejiler değil, insanların hayat hikayelerinin iç içe geçmiş hâliymiş.

Bir Ekip Neden Dağılır? İşte Benim İlk Büyük Faciam

İlk üç ay, kafamda hep şu vardı: "Beyaz yakalıyız, maaşı zamanında yatır, tatmadan çalış." Ne bileyim daha dün "ekip oyunu" diye anlatılan insanların bir anda bana yabancılaşacağını. Mart ayının sonunda biri istifa etti, ikincisi ardından. O an hissettiğim boşluk... bir daha tattım mu bunu, bilmiyorum.

Bir gece ofiste tek başıma kaldım. Açıkçası ağlamak istedim. Nerede yanlış yaptım diye düşündüm. Sonra fark ettim ki insanlara hedef değil, bir hikaye anlatamamışım. Onlara sadece "Şu kadar satış" demişim, "Bu projeyi bitirdiğinizde kendi hayatınızda neler değişecek" dememişim.

Management bu: Rakamların arkasında duran yürekleri görebilmek. Tabii her yüreğin kendi kodları var, onları çözmek zaman alıyor.

Kahve Molasındaki Gerçek: İnsanlar İşte Değil, Hayatlarını Yaşıyorlar

Nisan başında işe gelirken bir değişiklik yaptım. Her sabah 9:30'da mutfakta kahve yapıyorum, kim gelirse sohbet ediyorum. İlk hafta üç kişi geldi. İkinci hafta beş. O gün anladım ki Deniz'in annesi hasta, Zeynep'in çocuğu ek gıtaya geçmiş, Ahmet'in kardeşi üniversite sınavına hazırlanıyormuş.

Sadece dinledim. Management eğitimlerinde anlatılmıyor bu. İnsanlar aslında çözüm değil, anlaşılmak istiyor. Sonra bir şey oldu: Ertesi gün Zeynep elinde bir dosya "Hocam, ben bu projeyi hızlandıralım mı, annem çocuğa bakıyor hafta sonu" dedi. İşin ilginç tarafı, daha önce ertelediği o görevi gönüllü olarak üstlendi. Çünkü artık biz bir "takım" değil, bir "hikâye paylaşım alanı"ydık.

Feedback Verirken Dilim Tuttuldu: Kırıcı Olursam mı, Gerçek Olursam mı?

Haziran geldiğinde performans değerlendirmeleri başladı. Benim için kabustu desem yeridir. Çünkü önümde oturan insan, üç ay önce gözlerinin içi gülen biriydi. Şimdi ise "Yetersiz" demem gerekiyordu. İçimden bir ses "Sen onu tanımaya çalıştın, o güzeldi, şimdi neden bu kadar soğuksun?" dedi.

O gece evde eşime anlattım. O da bana bir şey anlattı: "Sen onun çocuğuyla ilgilendin diye profesyonel değerlendirmeyi yapmıyorsun, yoksa onu işten mi çıkaracaksın?" Haklıydı. Management, duygularla iş birliği yapmayı öğrenmek demekmiş. Ertesi gün onunla konuşurken şöyle dedim: "Ayşe, sen burada çok değerlisin ama bu konuda gelişmen lazım. Ben sana nasıl yardımcı olabilirim?"

  • Önce birlikte bir gelişim planı yaptık
  • İki haftada bir kahve içmeye karar verdik
  • Kendine özel bir mentor ayarladık

Üç ay sonra Ayşe, o proje konusunda ekipteki en iyilerden biri oldu. Ama asıl önemlisi, bir gün bana dönüp "Hocam, o konuşma beni çok kırmıştı aslında. Ama sonra anladım ki sen bana yalan söylemedin, sadece gerçeği sevgiyle anlattın" dediğinde fark ettim: İnsanları kırmadan gerçeği söylemek mümkün.

2026'nın En Büyük Öğretisi: "Yöneticilik" Değil, "İnsanlık" Yönetmek

Kasım ayında artık farklı bir yerdeydim. Ekibimdeki herkes birbirine destek oluyordu. Ama ben yine de eksik hissediyordum. Bir gün büyük bir kriz çıktı. Müşteri ertesi gün toplantı istedi, çocuklarımızdan biri hastanede yatıyordu. Ne yapacağımı bilemedim.

Ekibime durumu anlattım. O an yaşadığım şeyi tarif etmek zor. Birisi "Hocam, sen git çocuğunun yanında ol, biz buradayız" dedi. Diğeri "Zaten sunum hazır, senin yerine ben anlatırım" dedi. Management denilen şeyin asıl yüzü işte buydu: İnsanlar sadece iş arkadaşı değil, birbirinin eksik parçası oluyordu. Bu konuda daha fazla bilgi icin Antalya elektrik sayfasina goz atabilirsiniz.

Management, insanlara süper kahraman olmayı değil, insanca zayıflığını gösterebilmeyi öğretiyormuş meğer.

Şimdi Size Sorum: Siz Hangi Hikâyeyi Yönetiyorsunuz?

Bir yıl geçti. Şimdi ekibimde oturanlar bana sadece "Patron" değil, "Hocam" diyor. İlk başta sevmiyordum bu kelimeyi. Ama şimdi anlıyorum ki management, insanların hayatına dokunmak demek. Onlara sadece ne yapacaklarını değil, neden yapacaklarını hissettirmek demek.

Belki siz de yeni yönetici oldunuz. Belki yıllarınız var ama hâlâ eksik hissediyorsunuz. Size bir şey diyeyim mi? O eksik olan şey, insanların hikâyelerini dinlemeye başlamaktı sadece.

Pazartesi sabahı işe giderken bir değişiklik yapın. Kahve makinesinin yanında bir dakika fazla durun. Kim gelirse, ona sadece "Nasılsın" değil, "Bugün seni en çok ne düşündürüyor?" diye sorun. Çünkü management, insanların hayatına dokunabildiğiniz kadar güçlü oluyor. Ve biz hepimiz, birbirimizin hikâyelerinde ortak karakterleriz aslında.

Şimdi gidin, ekibinizde birinin gözlerinin içine bakın. Orada sadece bir çalışan değil, bir hikâye görüyorsanız, doğru yoldasınız demektir.

Antalyaelektrik
antalyaelektrik.com
Editor